ALLÂH MEKANSIZ OLARAK VARDIR

Allâh-u Teâlâ Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyuruyor:

۞‭ ‬كُنْتُمْ‭ ‬خَيْرَ‭ ‬اُمَّةٍ‭ ‬اُخْرِجَتْ‭ ‬لِلنَّاسِ‭ ‬تَأْمُرُونَ‭ ‬بِالْمَعْرُوفِ‭ ‬وَتَنْهَوْنَ‭  ‬عَنِ‭ ‬الْمُنْكَرِ‭ ‬وَتُؤْمِنُونَ‭ ‬بِاللهِ‭ ‬۞

Manası: ”(Ey Muhammed’in ümmeti) Siz ümmetler içindeki en hayırlı ümmetsiniz; İyiliği emreder, kötülükten sakındırırsınız ve Allah’a hakkıyla iman edersiniz.”

İmam Buhâri’nin rivayet ettiği bir Hadîs-i Şerîf’te Peygamber Efendimiz ﷺ‭ ‬şöyle buyuruyor: 

اَلدِّينُ‭ ‬النَّصِيحَةُ

Anlamı: ”Nasihat Dînimizin temellerindendir.” 

Yukarıda beyan edilen Âyet-i Kerîme ve Hadîs-i Şerîf’e binaen, Allâh’ın rızasını kazanmak amacıyla sizleri, insanlar arasında yayılan çok büyük bir hâtâdan uyarmayı kendimize vazife bildik.

Maalesef günümüzde dînimize aykırı olan sözlere çokça rastlamaktayız. Bu sözlerden bazıları ”Allâh’a  iman” konusu ile alakalıdır. Örnek verecek olursak, kimi insanlar doğru olmayan ve söylenmemesi gereken şu sözleri söylüyorlar; (hâşâ) ”Yukarda Allâh var”, ”Allâh göktedir”, ”Allâh Arş’ın üzerinde oturuyor”,
”Allâh Arş’ın üzerindedir”,  ”Allâh (zâtıyla) her yerdedir”, ”Allâh alemin içine erimiştir”, ”Allâh her gece Arş’tan dünya semasına iner” vb… Şüphesiz ki bu tür ifadeler İslâm inancına aykırı olup Allâh hakkında kullanılmaması gereken ifadelerdir.

Biz Müslümanlar’ın inancı Allâh’ın mekansız olduğudur. Çünkü mekanlar yokken Allâh mekansız olarak vardı. Mekanları yarattıktan sonra da Allâh yine mekansız olarak vardır. Nitekim İmam Ebû Hanîfe ve diğer alimlerin buyurduğu gibi Allâh’ın zâtında ve sıfatlarında değişiklik olmaz. Ayrıca bir mekanda olanın o mekana ihtiyacı vardır. Bununla beraber hacmi, sınırı ve şekli vardır. Allâh ise bu tür sıfatlardan münezzehtir. Bu inanç bütün peygamberlerin, sahâbîlerin, tâbiînin ve bu güne kadar Peygamber Efendimiz’e tâbi olan Ehl-i Sünnet vel Cemaatin tümünün  inancıdır. Allâh’ın bir yerde olduğuna inanan kişi Allâh’a iman etmiş sayılmaz. Bu bölümde bu konuyla alakalı delilleri dikkatli bir şekilde okuyunuz.

Eş-Şûrâ Sûresi’nin 11. Âyet-i Kerîmesi’nin manası şöyledir: ”Allâh hiçbir şeye benzemez”

El-Hadîd Sûresi’nin 3. Âyet-i Kerîmesi’nin manası şöyledir: ”Allâh’ın (varlığının) başlangıcı ve sonu yoktur.”

En-Nahl Sûresi’nin 60. Âyet-i Kerîmesi’nin manası şöyledir: ”Allâh’ı yaratılmışlara benzetmeyiniz.”

Âli İmrân Sûresi’nin 97. Âyet-i Kerîmesi’nin manası şöyledir: ”Allâh hiçbir şeye muhtaç değildir.”

Rasûl-u Ekrem ﷺ‭ ‬mealen buyurur ki: ”Allâh vardı, O’ndan başka hiçbir şey yoktu.” (İmam Buhârî)

Büyük sahâbîlerden İmam Ali  buyurur ki: ”Allâh vardı, mekân yoktu; Allâh mekanları yarattıktan sonra yine mekansız olarak vardır.”

Yine İmam Ali  der ki: ”Şüphesiz ki Yüce
Allâh; Arş’ı, kudret ve azametini, ululuk ve izzetini göstermek için yaratmıştır; orayı mekan edinmek için değil.”
(Ebû Mansur el-Bağdadî, ”El-Farku Beyne’l Firak”)

İmam Ali başka bir sözünde şöyle der: ”Her kim Allâh’ın sınırlı olduğunu zannederse, o kişi Allâh’ı tanımamıştır.”

İmam Ebû Cafer et-Tahâvi buyurur ki:Altı yön bütün yaratılmışları kuşatır ama Allâh’ı asla kuşatmaz. Şüphesiz ki O, bu altı yönden münezzehtir, hiçbir yönde değildir.” (Tahâvî Akidesi)

İmam Ahmed er-Rifâ’î ‭ ‬der ki: ”Allâh’ı bilmenin en yüksek derecesi; O’nun varlığının keyfiyetsiz (şekilsiz, biçimsiz) ve mekansız olduğuna inanmak ve iman etmektir.”

Hanefî Mezhebi Alimlerinden Ebu’l Mahâsin el-Kavukci der ki: ”Allâh yerde de gökte de mekan tutmamıştır. O, mekansız olarak vardır. O’nu kalpte hayal etmek ve düşünmek de mümkün değildir. O’nun varlıklar arasında hiçbir benzeri yoktur.”

İmam Abdulğaniyy en-Nâblusî der ki: ”Kim Allâh’ın gökleri ve yeri doldurduğuna veya Arş’ın üzerinde oturan bir cisim olduğuna inanırsa, o kişi her ne kadar kendisinin Müslüman olduğunu iddia etse de kâfirdir.” (El-Fethu’r Rabbânî, Sayfa 124)

Meşhur Alimlerden Muhaddis Muhammed Zâhid Kevserî der ki: Beyazî’nin İşaratu’l Meram’ından aktardığına göre, Ebû Hanîfe şöyle diyordu: ”Bir kimse ‘rabbim gökte midir, yoksa yerde midir, bilmiyorum.’ derse küfre düşer. Yine, ‘Allâh Arş üzerindedir, ancak Arş gökte mi, yerde mi, bilmiyorum.’ diyen kişi de böyledir.” Çünkü Allâh-u Teâlâ’ya yön tahsis etmiştir. Kendisine yön tahsis edilen her şey zorunlu olarak muhtaç ve muhdestir (yaratılmıştır). Bu ise, Allâh-u Teâlâ hakkında apaçık bir noksanlıktır. Allâh’a cisim ve yön isnat eden bu kimseler, duyularla kendisine işaret etmek mümkün olan şeylerin dışında var olanı inkâr etmiş olur. Böylece bu kişiler cisim olmaktan ve bir yönde, tarafta ve mekanda bulunmaktan yüce ve uzak olan Allâh’ı inkâr etmiş oluyorlar. Bu durumda onların küfrü apaçık ortadadır.” (Makalât’ul Kevseri; s.368-369)

Meşhur Alimlerden Zahid Kotku der ki: ”Allâh Teâlâ birdir, kadîmdir. Araz, cisim, cevher, musavver, mahdûd ve ma’dud değildir. Mahiyet ve keyfiyetle de vasfolunamaz. Bir mekana muhtaç değildir. Üzerine zaman geçmez. O’na hiçbir şey benzemez.” (Ehl-i Sünnet Akaidi,  S:139)

”Müşebbihe, Ĥalık-ı Žu’l-Celâl’a mahlûklar gibi âzâ isnad ederler ki onların da arkasında namaz kılmak caiz değildir, İslâmiyetten çıkmışlardır.

Allâh’a mekan isnad eden veya semâdadır diyen de İslâm’dan çıkmıştır. Bununla Hakk Teâlâ’nın Arş üzerinde mustakar olduğunu kastedenlerin de küfrüne hükmolunur. Vay Vehhâbîlerin haline.” (Ehl-i Sünnet Akaidi,  s:111)

Yukarıda zikrettiğimiz alimlerimizin ve diğer İslâm alimlerinin inancı, Allâh’ın mekansız olarak var olduğudur. Bu inanç hak ehlinin inancıdır. Alimlerimizden naklettiğimiz beyanlardan da anlaşıldığı üzere Allâh’a mekan nispet etmek kişiyi îmândan ayırır. Bu kişi
Allâh’ı tanımamış, bilmemiştir.